Maksadımız iman ve ahirettir

Dünyayı seven ahireti bulamaz

Kategori: RESİMLER

- Mayıs 8, 2009 - yorum {5} - yorum yaz


İslam âleminin en modern camisi

Kategori: GÜNCEL

İstanbul Karacaahmet'te yapılan Türkiye'nin en modern camisi Şakirin Camii, bugün cuma namazıyla birlikte ibadete açılıyor. Caminin mimarisi gibi açılışı da ilklere sahne olacak. Açılışa ancak davet edilenler katılabilecek.

Girişler güvenlik kartıyla gerçekleşecek. Semiha ve İbrahim Şakir anısına İngiltere'de yaşayan çocukları Gazi, Ghassan ve Gade Şakir tarafından yaptırılan caminin açılışına pek çok ünlü ismin katılması bekleniyor.


En modern camide ilk namaz bugün

İstanbul Karacaahmet'te yapılan Türkiye'nin en modern camisi Şakirin Camii, bugün cuma namazıyla birlikte ibadete açılıyor. Caminin mimarisi gibi açılışı da ilklere sahne olacak. Açılışa ancak davetliler katılabilecek. Girişler güvenlik kartıyla gerçekleşecek. Semiha ve İbrahim Şakir anısına İngiltere'de yaşayan çocukları Gazi, Ghassan ve Gade Şakir tarafından yaptırılan caminin açılışına pek çok ünlü ismin katılması bekleniyor.

Dış mimarisi ile mütevazı, detaylarıyla modern ve iç mimarisiyle de insana huzur veren Şakirin Camii'nin, bundan sonraki eserlere örnek olması bekleniyor. Yine caminin iç dekorasyonunu bir kadının hem de ünlü tasarımcı Zeynep Fadıllıoğlu'nun yapması da yerli ve yabancı medyanın ilgisini çekti. Fadıllıoğlu'na şimdiden altı ülkeden teklif geldi.



Mihrap yuvarlak, minber yaprak

Caminin farklılığı daha ilk bakışta kendini gösteriyor. Karacaahmet Mezarlığı'ndaki asırlık servilerin arasından kubbeden bağımsız iki minare ve farklı bir kubbe tasarımı gözünüze çarpıyor. Eser dışardan sade görünse de detaylar içeride saklı. Mesela iç avluda yer alan küçük bir havuz. Londra'nın ünlü su heykeltıraşçısı William Pye tarafından saydam bir kubbe olarak tasarlanan küçük havuza nereden bakarsanız bakın caminin ve minarelerin görüntüsü düşüyor. Ayrıca müze olarak açılan bölümde müzayede evi Sothebys'den satın alınan dört parça Kâbe örtüsü ile İznik çinisi koleksiyonları ve ailelerinden kalan Türk İslam eserleri sergileniyor.

Mimari proje tasarımını Hüsrev Tayla'nın tasarladığı tek kubbeli caminin iç süslemelerinde Selçuklu ve Osmanlı motifleri var. Yapı, kubbe yüksekliği çok yüksek olmasa da tıpkı selâtin camilerinde olduğu gibi oldukça aydınlık. Taşları Anadolu'nun çeşitli yerlerinden getirilen yapının içerisi dışarıdan da rahatlıkla görülebiliyor. Üç tarafı camlarla kaplı caminin pencereleri Kur'an-ı Kerim sayfaları gibi tasarlanmış.

Klasik camilerden oldukça farklı tasarlanan eserin mihrabı yuvarlak ve şık. Krem renkli minber ise oldukça dikkat çekici. 12 basamağı olan minberin sağ ve sol yanında kainatı temsil eden yapraklar konulmuş. Bu minberin tasarımı ise Marmara Üniversitesi Resim Bölümü Başkanı Tayfun Erdoğmuş'a ait.

Avize tasarımında ise üç sanatçının imzası bulunuyor. Vitray ustası Orhan Koçan cam pleksi ve metallerini oluştururken Nahide Büyükkaymakçı kristalleri yapmış ve ortaya iç içe geçen çok büyük iki daire şeklinde bir avize meydana gelmiş. Dairenin kenarlarına ise su damlalarından oluşan kristaller yerleştirilmiş. Üç halkadan oluşan avizenin üzerinde Allah'ın 99 ismi ve Nur Sûresi yer alıyor.



Hatlar Hüseyin Kutlu'dan...

Topkapı Sarayı'nın kalemkârı Semih İrteş'in nakşettiği kubbenin tavanını hattat Hüseyin Kutlu'nun işçiliğinden çıkan Fatr ve Mülk sûreleri tamamlıyor. Kenarları ise Allah (cc), Muhammed (sas), Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz Ali, Hasan ve Hüseyin isimlerinden oluşan levhalar süslüyor.

Caminin her yeri pırıl pırıl. Beş yıldızlı otellerinkini andıran abdesthane ve tuvaletler, kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı yerler düşünülmüş. Özel bir şirkete verilen temizlik işleri sayesinde cami sürekli temiz tutulacak ve güvenlik görevlileri tarafından korunacak.



Modern caminin özellikleri

Caminin yapımı dört yıl sürdü.

Şakirin Camii 500 kişilik kapasiteye sahip. 3 bin metrekare zemine kurulan caminin toplam alan büyüklüğü 10.000 metrekare.

İki minareli caminin minare boyu 35 metre.

Caminin tuvalet ve abdesthane kısmında hem bayanlar düşünülmüş hem engelliler.

Caminin dış cephe ve zemin kaplamaları Kayseri taşından yapıldı.

Ana kubbe cepheler, kadınlar mahfili, korkuluk ve revaklardaki şebekeler alüminyum Selçuk dökme ile yapıldı.

Kubbe kaplamasında balık pulu formunda alüminyum kompozit levhalar kullanıldı. Kubbe gece mavi renkte yanıyor.

Ana kubbe iç cephe kaplamaları Kur'an sayfalarının Nur Sûresi satır aralarından tasarlanan desenlerin şeffaf cam üzerine işlenmesiyle oluşturuldu.

İç avlu giriş kapıları, ana kubbe giriş kapısı ve sergi alanı giriş kapısı bronz-ahşap tasarlandı.

Ana kubbe ortası Fatır Sûresi, etrafı ise Mülk Sûresi ile çevrili. Uygulama hattat Hüseyin Kutlu ve nakkaş Semih İrteş'e ait.

Halı rengi devetüyünden esinlenerek natürel bir renkten tasarlandı.

Üç büyük halkadan oluşan avizenin üzerinde Allah'ın (cc) 99 ismi ve Nur Sûresi yer alıyor.

Cami 900m² kapalı, 1000 m² açık otoparka sahip.



Şakirin Camii'nin mimarları

Mimarî proje tasarımı Hüsrev Tayla, mimari proje çizimi Mim Yapı AŞ, iç mimari proje Zeynep Fadıllıoğlu, hattat Hüseyin Kutlu, nakkaş Semih İrteş, mihrap ve minber tasarımcı ressam Prof. Dr. Tayfun Erdoğmuş, cam uygulama-avize-bronz kapı uygulaması Orhan Koçan, taş işleri uygulaması Kadir Akorak, alüminyum Selçuk dökme uygulaması Kaya Kalaycı, avize uygulaması Nahide Büyükkaymakçı, şadırvan tasarımı ve imalatı William Pye, ışık tasarımı Arnold Chan, halı Haskul Halı, abdesthane uygulaması Çanakkale Seramik.

Kaynak: Zaman


- Mayıs 8, 2009 - yorum {0} - yorum yaz


Başörtüsüne 'çok farklı' hakaret

Kategori: GÜNCEL
Partisinin yerel seçimler öncesi yaptığı "çarşaf açılımı"na tepki gösteren CHP'li vekil Necla Arat'tan yine olay sözler...

CNNTürk'te yayınlanan ve Reha Muhtar'ın moderatörlüğünde ekrana gelen "Çok Farklı"
programında, gündemdeki Ergenekon operasyonları, cephanelik kazıları ve
Türkan Saylan'ın evinin aranması ile Cumhuriyet mitingleri yorumlandı.
Programa Takvim Gazetesi yazarı Fikri Akyüz, Star Gazetesi yazarı Eser
Karakaş, CHP İstanbul Milletvekili Necla Arat ve Avukat Vural Ergül
konuk oldu.

ARAT: "TÜRBAN ÖZGÜRLÜĞÜ SAÇMA BİRŞEY"

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın yaptığı çarşaf açılımını o günlerde
de çok sert eleştiren ve muhalif tavrı ile dikkat çeken Necla Arat'ın
dün akşamki programda söylediği "başörtüsü karşıtlığı" gözden kaçmadı.
İşte CHP'li vekilin "saçma birşey" dediği ve tavan yapan "örtü"
hazımsızlığı...



Kaynak: Samanyoluhaber

- Nisan 23, 2009 - yorum {0} - yorum yaz


Haftanın Hadisi

Kategori: HADİSLER

         ''Beş vakit namazın benzeri birinizin kapısı önünde akmakta olan ve hergün beş kere içine dalıp yıkandığı suyu bol ırmak gibidir.''   (Riyazu's-Salihin)

- Nisan 10, 2009 - yorum {3} - yorum yaz


Mevlana'dan

Kategori: RESİMLER


- Mart 24, 2009 - yorum {5} - yorum yaz


Mum Işığı

Kategori: RESİMLER

- Mart 20, 2009 - yorum {2} - yorum yaz


Kur'ân'ı şifa için okuyabilir miyiz?

 Kur'ân iki şifadan söz eder. Birisi bal, diğeri de Kur'ân'ın kendisi. Bal, maddi bir şifa kaynağı iken, Kur'ân hem maddi hem manevi bir şifa kaynağıdır.
Üç surede, üç farklı âyette Kur'ân kendisini bir "şifa" kaynağı olarak anlatır:

"Rabbinizden size bir öğüt, gönüllerin derdine şifa, mü'minlere hidayet ve rahmet gelmiştir."1

"İman edenler için o hidayet ve şifadır."2

"Biz Kur'ân'dan mü'minlere şifa ve rahmet olan şeyi indiriyoruz."3

Kur'ân'ın sunduğu bu şifa nasıl bir şifadır? Küfre, şirke, imansızlığa, zulme ve vicdansızlığa karşı bir şifadır. Bu zaten açıkça ortada...

Kur'ân'ın davetine uyanlar bu şifayı tadıyorlar, anlıyorlar ve yaşıyorlar. Çünkü Kur'an bu özelliğiyle insanlığın en büyük yaralarını tedavi ediyor.

İman ederek Rabbini tanıyan insan sahibini, malikini ve mabudunu buluyor, vahşetten, dehşetten ve bütün korkulardan kurtuluyor.

***

Acaba Kur'ân bildiğimiz psikolojik ve bedeni hastalıklarımızın tedavisinde nasıl kullanılır, nasıl kullanılmış?

Kur'ân'dan istifade etmede örnek ve rehber olan Peygamberimiz bu konuda da bir öncülük ediyor, yol gösteriyor, bizzat kendi uygulamalarıyla ders veriyor.

Peygamberimiz bazı sureleri özellikle kendi hastalığına karşı okuduğu gibi, aile fertlerinden birisi hasta olunca da okurdu.

Peygamberimizin hanımı Hz. Aişe (r.a.) diyor ki:

"Ailesinden birisi hastalandığı zaman Resulullah (a.s.m.) Muavvizatı (Felak ve Nâs Sûrelerini) okuyarak onun üzerine üflerdi. Vefatıyla sonuçlanan hastalığa yakalandığında bu sureleri okuyup onun üzerine üflemeye ve kendi eliyle meshetmeye başladım. Çünkü onun elinin bereketi benim elimden daha fazlaydı."4

Yine Hz. Aişe'nin anlattığına göre, Peygamberimiz her gece istirahate çekileceği zaman İhlâs ve Muavvizeteyn sûrelerini okuyup avuçlarına üfler, sonra ellerinin yetişebildiği yere kadar vücudunun her tarafını meshederdi. Hadisin devamında, "Sonra Resulullah hastalanınca ona böyle yapmamı bana emrederdi" diyor.5

Peygamberimizin sözünü ettiği bir diğer şifa suresi, hepimizin bildiği Fâtiha'dır. "Fatiha her türlü hastalığa şifadır"6 buyuran Allah Resulü maddi/manevi bütün hastalıklara karşı Fatiha'nın okunması gerektiğini tavsiye eder.

***

Bu arada Kur'ân-ı Kerim'de "Rabbenâ" ve "Rabbi" ile başlayan pek çok dua âyetleri vardır. Bu âyetleri maddi hastalıkların tedavisi için okuyabileceğimiz gibi, manevi, psikolojik hastalıklar için okumamız da pekâla mümkündür.

Hz. İbrahim "Hastalandığım zaman bana şifayı veren O'dur" derken, şifayı doğrudan doğruya Allah'tan istiyor.7

Hz. Eyyup ise seneler süren ağır hastalığına karşı o meşhur duasını okur, Rabbinden yardım ister, Cenab-ı Hak duasını kabul eder, ayağını yere vurmasını emreder. Hz. Eyyup da ayağını yere vurur vurmaz yerden şu fışkırır, bu sudan hem içer, hem de bütün vücudun yıkar, sağlığına kavuşur.

Kur'ân'daki şifa dualarını okumak, ilaç tedavisini ve tıbbın gerekli gördüğü diğer müdahaleleri terk etmek anlamına gelmemelidir.

Doktora gitmek, ilaç kullanmak, ameliyat olmak, perhiz yapmak da birer fiili duadır ve şifayı Allah'tan istemektir. Yoksa ne ilaç şifa verir, ne de doktor. Gerçek Şâfi, şifâ verici Allah'tır.

1. Yunus, 10:57.

2. İsrâ, 17:82.

3. Fussilet, 41:44

4. Müslim, Selam:50.

5. Buharı, Tıb:39.

6. Dârimî, Fadlu'l-Kur'ân:12.

7. Şuarâ, 26:80.


Kaynak: Mehmet Paksu-Bugün

- Mart 3, 2009 - yorum {11} - yorum yaz


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Maksadımız iman ve ahirettir

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Son Yorumlar

Son Yazılar
- Dünyayı seven ahireti bulamaz
- İslam âleminin en modern camisi
- Başörtüsüne 'çok farklı' hakaret
- Haftanın Hadisi
- Mevlana'dan
- Mum Işığı
- Kur'ân'ı şifa için okuyabilir miyiz?
- Sadakayı Açıktan Veya Gizliden Vermek
- İslamda Sabır
- ''İsrail Terörü''nü Kınıyoruz
Kategoriler
  • GÜNCEL
  • HADİSLER
  • KISSADAN HISSE
  • RESİMLER
  • VİDEOLAR
  • İLAHİLER
  • İSLAMİ ÇERÇEVE

  • Hazırlayan by Mucahid23 © 2005-2009