Minik Dualar - Klipler
Thank You Very Much O Allah
Oruç duası
Gel Anne Kucağına (Ninni) - Aslıhan Erkişi
« Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa »
Thank You Very Much O Allah
Oruç duası
Gel Anne Kucağına (Ninni) - Aslıhan Erkişi
İlahilerin üzerinde sağ tıklayıp Hedefi Farklı Kaydet... (Save Target As...)
yaparak bilgisayarınıza indirebilirsiniz.
Hayatın her safhasında düşünceli hareket etmenin önemini hepimiz biliyoruz. Kur'an-ı Kerim ise bu önemi sık sık vurgular. Ğaşiye Suresinin 17-21. ayetleri şöyledir.
"Bakmıyorlar mı o deveye nasıl yaratıldı! Ve dağlara ki nasıl irkildi! Ve yere nasıl yayılıp döşendi! Artık
sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici,bir
hatırlatıcısın"
Allah'ın rahmeti, merhameti, akılların alamayacağı kadar büyüktür. Hz.Peygamber şöyle buyuruyor. "Allahu Teala, merhameti yüz parça yaparak doksan dokuzunu yanında tutup, bir parçasını yeryüzünde bırakmıştır. İşte bu bir parçadan dolayı mahlukat birbirine merhamet eder."
Yani ana-babanın çocuklarına, bir serçenin, bir böceğin yavrusuna olan merhameti, sevgisi hep bu bir parça merhametten doğmaktadır.
Dinimizde güzel iş yapmak, güzel davranışlarda bulunmak ve doğruluktan ayrılmamak en büyük meziyetlerden biri sayılır. Asr Suresi'nde Cenab-Hak şöyle buyurmuştur:
"And olsun Asra ki: muhakkak insan kesin ziyandadır. Ancak, iman edenlerle salih amel ve davranışlarda bulunanlar, bir de birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler öyle değildir."
Kibir ve cimrilik hepimiz biliyoruz zaten menfur şeylerdir. Bakınız bu husustaki şu vahyi dinleyiniz: Allah-u Teala Hz. Musa'ya şöyle vahyetmiştir.
"Ey Musa, kullarım arasında en fazla kızdığım kimse kalbinde kibir, dilinde şiddet, elinde cimrilik ve huyunda yaramazlık olandır."

Şu masmavi sema, şu gözleri kamaştıran güneş, şu yemyeşil orman, şu seyrine doyamadığımız deniz... Bunların hepsi güzel, kör bir insan bütün bu güzelliklerden habersiz yaşarken aniden gözü açılsa ve bu güzellikleri seyre koyulsa, bu eşyanın güzelliği artar mı dersiniz? Onun gözünün açılmasıyla ne güneş parlaklaşır, ne sema berraklaşır. Burada kazanan sadece o şahsın kendisidir. Maddi gözün görmesiyle aleme bir şey ilave etmediği gibi hidayete ermesi de Allah'ın kemaline, haşa, bir ziyadelik getirmez.

Cehennem; kâfirler, müşrikler, münafıklar ve Müslamanlardan günahkâr olanlar için hazırlanmış olan bir ceza yeridir. Orada nefsin sevmediği ve korktuğu her türlü eza ve cefa, sıkıntı, dehşet saçan devler gibi kıvılcımlar fışkıran ateşler ve daha tarifi mümkün olmayan her türlü işkenceler bulunur.
Cennet ve Cehennem her ikisi de bakidirler. Asla yok olmazlar. Cennete girenler Cennetten çıkmayacakları gibi, Cehenneme girenler de orada ebedi olarak kalır. Ve asla çıkmazlar. Her ikisinin halkı da içlerinde ebedi olarak orada kalırlar. Ancak şu var ki imanlı olarak ölüp günahlarından dolayı Cehennem cezasına çarptırılmış olanlar, cezaları sona erince, Cehennemden çıkar ve neticede Cennete girerler.
Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
... O düşündü ve bir ölçü tespit etti.
Kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?
Yine kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?
Sonra bir baktı. Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti. Sonra da sırt çevirdi ve büyüklük tasladı. Böylece: "Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen' bir büyüdür" dedi. "Bu, bir beşer sözünden başkası değildir." Onu Ben, cehenneme sürükleyip-atacağım. Cehennem (sakar) nedir, sen bilir misin?
Ne alıkoyar, ne bırakır. Beşere delicesine susamıştır. (Müddesir Suresi, 18-29)
İnsan yaratılış amacını reddederse, karşılığını cehennemde görür. Allah, bir ayetinde şöyle buyurmaktadır:
... Doğrusu Bana ibadet etmekten büyüklenen(müstekbir)ler; cehenneme boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir. (Mü'min Suresi, 60)
Allah'a iman etmeyen, O'nu gereği gibi takdir etmeyip kulluk görevini yerine getirmeyen her insan sonunda cehenneme girecektir ve kimsenin de cehennemden kurtulmak için bir garantisi yoktur.
Şeytan ahirete karşılık insana dünya hayatını sunar. Bu yüzden şeytanın etkisi altındaki insanlar sanki sonsuza dek ölmeyeceklermiş gibi dünya için çalışır, ahiret için hiçbir çaba harcamazlar. Şeytan binlerce yıldır insanlara bu tuzağı kurar.
Şeytan dünya hayatını değerli ve kalıcı göstererek müminlere de zarar vermeye çalışır. İmanı zayıf olanlara ve münafıklara fakirlik korkusu verir. Bu sayede onları, dünya hayatı için daha çok çaba harcamaya, cimrilik yapmaya iter. Bir Kur'an ayetinde şeytanın çabası şöyle bildirilmiştir:
"Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin-hayasızlığı emrediyor. Allah ise, size Kendisi'nden bağışlama ve bol ihsan vaadediyor. Allah rahmetiyle geniş olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 268)
Mal-mülk hırsı vererek tuzak kurmak şeytanın çok eski bir yöntemidir. Hatta Hz.Adem'e de ayette haber verildiği üzere, "sana sonsuzlık ağacını ve yok olmayacak bir mülkü haber vereyim mi?" (Taha Suresi, 120) yalanını söylemiş, mülk vaadinde bulunmuştur. Bu yüzden Allah, müminlere mal sevgisine karşı bir çok uyarıda bulunur. Bir Kur'an ayetinde şöyle bildirilir:
"İşte sizler böylesiniz; Allah yolunda infak etmeye çağrılıyorsunuz; buna rağmen bazılarınız cimrilik ediyor. Kim cimrilik ederse, artık o, ancak kendi nefsine cimrilik eder. Allah ise, Ganiy e (hiçbir şye muhtaç olmayan)dır; fakir olan sizlersiniz. Eğer siz yüz çevirecek olursanız, sizden başka bir kavmi getirip değiştirir. Onlar, sizin benzeriniz olmazlar." (Muhammed Suresi, 38)
"Doğrusu biz onu(Kur'an-ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Sebrail), her iş için iner dururlar. O gece esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar." (Kadr, 1-5)
Kainattaki bütün varlıklarla ilgili hususların planlanarak, yıllık ilahi programının yürürlüğe konulduğu, bu sebeple de “ Kader ve Takdir” manasına gelen Kadir ismi verilmiş olan bu geceyi yücelten, kutlu ve mukaddes kılan en önemli sebep, hiç şüphesiz ki, insanlık aleminin mutluluk rehberi, insanlığın ve medeniyetin vasıtası, ilim, irfan ve ahlak’ın meşalesi, Kur’an-ı Kerim’ in Cibril-i Emin vasıtasıyla Hz. Muhammed ( S.A.V) ‘e indirilmeye başlanılmış olmasıdır. Çünkü Kur’an, “ En Doğru Yola İleten” “ İnsanları karanlıktan aydınlığa çıkartan, her şeye galip ve övgüye layık olan Allah’ın yoluna ulaştıran” Hidayet rehberi kutsal bir kitaptır.
Kur’an; insanlığın huzurdan uzak, bunalım içerisinde kıvrandığı bir dönemde katılaşan, kararan kalpleri aydınlığa ve sükûnete sevk eden, merhametsizlik yerine şefkati, çatışma yerine barışı, düşmanlık yerine sevgiyi, mutsuzluk yerine esenliği öğütleyen, birliği ve dirliği öngören, kısacası bizlere hayat veren ve kıyamete kadar da baki olan yüce bir kitaptır. Yeter ki biz, onu anlamaya çalışalım, onun tavsiye ve emirlerine uyalım.
Bu gecede, Kur ’an-ı kerim’ in ayetlerini meali ile birlikte okuyarak üzerinde çok düşünmeli, söz ve davranışlarımızın Allah’ ın emirlerine uygun olup-olmadığının muhasebesini yapmalı, hata, kusur ve günahlarımızın affı için tövbe etmeli ve bu geceyi yeni bir hayatın başlangıcı saymalıyız.
Bu geceyi tövbe ve istiğfar ederek, Allah’ tan affımızı dileyerek, fakir, yetim, dul ve kimsesizlere yardım ederek, anne, baba, akraba ve komşularımızın hal ve hatırını sorarak, açları doyurarak, kaza ve nafile namazları kılarak, ihya etmeye çalışalım. Milletimizin birlik ve beraberliği, cennet vatanımızın her türlü felaketlerden muhafazası, devletimizin bekası, bütün Müslümanların ve insanlığının barış ve esenliğe kavuşması için Cenab-ı Allah’a yalvaralım. Aziz şehitlerimizin ruhlarını şâd edelim. Camilere kadın-erkek, genç, çocuk hep birlikte koşarak ibadetlerimizi birlikte yapmaya çalışalım.