« Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa »

Aralık 29, 2006

Kurban Bayramı



          Hacılar, Yüce Allah’a yakınlaşmada güzel anları bekliyorlar. Bugün insan, hayatının en değerli ürününü, mabud’u hoşnut kılmak için kurbangâha götürüyor… Kurban bayramının tüm İslam alemi için bereket ve hayırlara vesile olması temennisiyle….

Bayram gününde hacılar Meşâr’dan Minâ’ya geçip, orada şeytan taşlama amelini yaparlar. Ümit dolu ve aşık insan kalabalığı, küçük taşlarla şeytanı ve sapıklığı simgeleyen sütunları taşlayıp, iç ve dış şeytanlara karşı nefreti ilan ederler. Daha sonra Allah’a yalvarmak ve yakınlaşmak niyetiyle kurban keserler. Kurbanlık eylemi, hz. İbrahim’in fedakârlığını hatırlatıyor. Kur’an-ı Kerim Sâffât sûresinin 101 ve 102. ayetinde şöyle buyuruyor:

“Biz de onu halim bir çocukla müjdeledik. Böylece çocuk onun yanında koşabilecek çağa erişince İbrahim ona: “Oğlum” dedi. “Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun? Oğlu İsmail dedi ki: “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.”

Bu diyalog sürecinde sefa dolu bir dünya, rıza ve ilâhi aşk göze çarpıyor. Nitekim Allah’ın yüce peygamberi hz. İbrahim as. ile oğlu hz. İsmail as. Kulluğun en yüksek merhalesi olan fedakârlıkla Allah’a karşı tam teslimiyet sahnesini sergiliyorlar. İbrahim, oğlunun yüzünü karatoprağa dayayıp, onu kesmeye hazırlandığında Allah onun kadir ve menziletini yüceltip, İsmail’in yerine bir çok göndererek şöyle buyurdu:

“Ey İbrahim, sen rüyanda görevlendirildiğin yükümlülüğü yerine getirdin. Biz böylece hayır işleyenleri mükafâtlandırırız. Gerçekten bu açık bir imtihandır. Biz büyük bir zibhi ona feda ettik. Onun güzel adını gelecek ümmetlere miras bıraktık. İbrahim’e selam olsun. Bizler iyilik ve hayır işleri yapanları bu şekilde mükafâtlandırırız. O bizim en inançlı kullarımızdandı…

Kurban bayramı, Hacc ibadetinin zirvesidir. Minâ’da hacıların hakikati arama ve Allah’a ulaşma coşkusu yüzlerinden okunuyordu. Allah’ın aşkına tutkun insanlar, büyük bir coşku ve şevkle ihlas’ın göstergesi olarak en sağlam bir hayvanı seçip, kurban etmeye çalışıyorlar. Çeşitli kültürlerde bayram ve şenlik, tabiattaki bir dönüşümle birlikte yaşanır. Fakat İslam kültüründe bayramın özel bir yorumu vardır.

İslam’da bayram, bir mesuliyeti başarılı bir şekilde yerine getirmek, ahde vefa ve marifet elde etmekle bağlantılı bir şenliktir. Bu nedenle bir aylık oruç tutma, riyazet ve sakınmanın sonunda Ramazan bayramı yaşanır. Marifet kapılarının da insana açılması Bayram olarak nitelendirilir. Çünkü böyle bir durumda insan hayat ve varlık aleminde yeni bir kavramla karşılaşır. Emir’ül-Mü’minin hz. Ali as. da, bayramı insanın kötülük ve günaha bulaşmadığı gün olarak nitelendiriyor. Çünkü günah ve hata, insanın kalbini lekelendirip, karartır. Günah işlemekle insan cehalet ve sapıklığın en can alıcı uçurumuna yuvarlanır. Müslüman Arif ve Erenler de, bayramı mâşuk ve sevgilinin ayakları önünde kurban olmak ve canını fedâ etmek olarak nitelendirirler. Bunun zahiri sembolü ise kurban bayramıdır.

İnsan, hediye olarak bir hayvanı kurban etmekle, aslında bütün istek ve bağımlılıklarını kurban etmiş olur. Şimdi herkes İsmail’in kim olduğunu bilebilmelidir. İnsan neye bağlı olduğunu, ilgi duyduğunu, neyin kendisini ilerlemeden alıkoyduğunu bilebilmelidir. İnsan, hangi bağımlılıkların hak yolunda ilerlemesini engellediğini bilebilmelidir. Bu bağımlılıklar makam ve mevki mi? Servet ve zenginlik mi? Evlat, eş ve dost mu? Aile ocağı mı? diye bu engelleri tespit etmelidir.

Mevlana Celaleddin, kendisinin Mabud’un ayakları altında kurban edilmesinin bayram sayılacağını kaydedip diyor ki: Bayram’da kurbanlık için kendi kendimizi besliyoruz. İşte aşıkların kasabı ne güzel kurban ediyor….. Bu güzel tabirlerle islami bayram, insanın özde yenilenmesi, hayatta pâk ve coşkulu duyguların yaşanması anlamındadır. Çünkü bu duygu, insanın Allah’la bütünleşme çabası sonucu hissedilir. Çünkü Allah Bedii’ussemavet vel arz’dır. Yeryüzü ve gökleri ibda eden Allah, yenilikçi, ibda edici ve yaratıcıdır. Yenilenme, dönüşüm ve gelişim Allah’ın mülkü kainatta ve melekût aleminde süreklilik arzeder.

Müslümanlar arasında kurban bayramı görkemli bir şekilde düzenlenir. Kurban bayramına kavuşmakla birlikte Moskovalı Müslümanların “Allah-u Ekber ve “La İlahe İllallah” nidaları yankılanır. Moskovalı Müslümanlar, özellikle genç kız ve erkekler, sabah vaktinin ilk saatlerinde Moskova camisine akın edip, bayram namazını ikame ederler. Rusya müftüler şurası başkanı, hacc’ı, müslümanların vahdet göstergesi ve kurban kesmeyi de, ilâhî aşk mekanında Rab’be her şeyi feda etme eylemi olarak nitelendiriyor.  Moskova’daki kurban bayramı sırasında camiinin etrafında Kur’an-ı Kerim, Mekke ve Medine posterleri ve diğer dini gösterge ve eşyalar sergilenir.

Özbekistan’daki Taşkent halkı kurban bayramı gününde namaz ikame edip, coşkulu toplantılar düzenleyip, birbirlerine tatlılar ikram ederler. Özbek halkı kurban bayramını tebrik etmek için akrabaları ve yakınlarını konuk olarak ziyaret ederler. Halk kesilen kurban etlerini yoksul kesimler arasında dağıtır. Pakistan ve Hindistan’da Müslüman halk kitleleri, kurban bayramı şenlikleri düzenlerler. Bu ülkede kurban bayramı bölgesel geleneklere uygun olarak kutlanır. Pakistanlı Müslümanlar yeni elbiseler satın alır ve üç gün boyunca bayram kutlamaları yaparlar.

Pakistanlı Müslümanlar kurban bayramında ilkin mezarlıklarda fatiha  okur, daha sonra bayram namazı kılarak, birbirlerine ziyaret ederler. Pakistan ve Hindistan’daki Kurban bayramı şenlikleri, bu bölge halklarının islami ayinlere olan ilgilerini gözler önüne seriyor. Kur’an-ı Kerim Mâide sûresinde Kurban kesmeye değiniyor ve Kurban kesmenin Kâbe gibi, halkın ihtiyaçlarına çeki düzen verme, beşerî toplumu fesat ve kötülükten arındırma görevi yaptığını belirtiyor. Kâbe, Beytul’haram ve ilahî güvenli ev olarak milyonlarca ihlaslı insanı kendi etrafına topluyor. Bu mukaddes odak, güçlü bir manyetik alan gibi, Müslümanları kendi cazibesinin içine çekiyor. Dünya Müslümanları nerede olurlarsa olsunlar Kâbe’ye yönelik, dost diyarında bulunmakla güç ve azamet kazanırlar.

Kurban bayramı, mümin insanın Allah’a teslimiyet ruhunun göstergesi ve Müslümanların kendi din ve inancını savunma hazırlığıdır. Hacc sûresinin 37. ayetinde Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Kurbanlık eti ve kanı Allah’a ulaşmaz, aslolan şey sizlerin takvalı olmanızdır.

Bu yüzden insanın takva ve mükemmel bir insan olma yolunda ilerlemesi asıl hedeftir. Bağımlılık ve düşkünlüklerden sıyrılıp, kopmak, nefsani istekleri denetim altına almak, Hacc menasikinin en önemli dersi ve öğretisidir. Şairin tabiriyle;

İbrahim gibi can’ın İsmail’inden vazgeçmezsen Kâbe ziyaretin sadece şeytanı sevindirir.

“Kurban gününde kendisinden başkasını kurban edense şeytanın anlam ve mefhumunu asla anlamamış olur."

Kurban Bayramı tüm İslam alemine kutlu olsun.


Aralık 24, 2006

Sultan Murad'ın Duası

      
       Kosova Meydan Savaşı'ından önce toplanan harp divanında istişareden sonra Sultan Murad, kumandan ve heyete:
       "Cümleniz berhüdar olasınız... Firasetinizi açıkça bildiriniz... Gayri hepimiz biliriz ki, zafer ancak Allahü Teala'nın yardımı ile gerçekleşir... Küffar ordusu bizden fazladır. Fakat müslüman mücahid, kafirden şecaatlidir... Beylerim paşalarım hadi göreyim sizi...Bu gece, asker evlatlarımı hoşça tutasınız... Onlara, yüce Allah'ımıza dua etmelerini vasiyet edesiniz... Helallaşasınız... Ola ki, yarın çoğumuz Cennet'te buluşuruz..." hitabını yapıp kendisi de mübarek Berat Gecesi Kur'an-ı Kerim okuduktan sonra, harp meydanındaki çadırında, fırtına devam ederken, tarihe geçen şu duayı Allah'ü Teala'dan niyaz etti:
       "Ey Rabbim! Bu fırına şu aciz kulunun günahları yüzünden çıktıysa, masum askerlerimi cezalandırma. Onları bağışla... Allah'ım... Onlar ki, buraya kadar, sadece Senin adını yüceltmek, İslam dinini kafirlere duyurmak için geldiler... Bu fırtına afetini onların üzerinden def eyle... Senin şanına layık bir zafer kazanmalarını nasip eyle... Onlara öyle bir zafer ver ki, bütün müslümanlar bayram ede, müslümanları mansur ve muzaffer eyle ve dilersen o bayram gününde şu Murad kulun sana kurban olsun... Önce beni gazi kıldın, sonra şehid et."
      
Murad Han, zaferden sonra Allahü Teala'ya bahşettiği zafer sebebiyle şükrederek muharebe meydanında dolaşırken, bir Sırplı tarafından hançerlenerek şehid edildi.

Aralık 17, 2006

Düşünmenin Önemi

       Hayatın her safhasında düşünceli hareket etmenin önemini hepimiz biliyoruz. Kur'an-ı Kerim ise bu önemi sık sık vurgular. Ğaşiye Suresinin 17-21. ayetleri şöyledir.
       "Bakmıyorlar mı o deveye nasıl yaratıldı! Ve dağlara ki nasıl irkildi! Ve yere nasıl yayılıp döşendi! Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici,bir hatırlatıcısın"

Aralık 6, 2006

Ey Yüce Kur'an


Aralık 1, 2006

Doğru Söz

    Abdülkadir Geylani, Bağdat'a ilim tahsiline giderken annesi yanına kırk dinar verdi. Yolda giderken eşkiyalar kervanı bastı ve üstlerini arayıp ne varsa aldılar. Eşkiyalardan biri, "Senin üzerinde bir şey var mı çocuk?" dedi. O da; "Kırk dinar" deyince çocuğu alıp reise götürdüler. Reis olanları şaşkınlıkla izledi ve aldıkları ne varsa geri verdi.

Kasım 25, 2006

Vefa Ve Adalet

    Ömer Bin Abdülaziz devrinde basılan madeni paraların üzerine, "Ömer vefayı ve adaleti emreder." cümlesi yazılmıştı. Ömer Bin Abdülaziz bu yazıyı görünce çok kızdı ve şu emri verdi:
    "Derhal bu yazıyı kaldırın ve paranın üzerine şunu yazın: "Allah vefayı ve adaleti emreder."

Kasım 25, 2006

Allah'ın Merhameti

      Allah'ın rahmeti, merhameti, akılların alamayacağı kadar büyüktür. Hz.Peygamber şöyle buyuruyor. "Allahu Teala, merhameti yüz parça yaparak doksan dokuzunu yanında tutup, bir parçasını yeryüzünde bırakmıştır. İşte bu bir parçadan dolayı mahlukat birbirine merhamet eder."
      Yani ana-babanın çocuklarına, bir serçenin, bir böceğin yavrusuna olan merhameti, sevgisi hep bu bir parça merhametten doğmaktadır.

Kasım 17, 2006

Kazananlar Kimlerdir?

     Dinimizde güzel iş yapmak, güzel davranışlarda bulunmak ve doğruluktan ayrılmamak en büyük meziyetlerden biri sayılır.  Asr Suresi'nde Cenab-Hak şöyle buyurmuştur:
      "And olsun Asra ki: muhakkak insan kesin ziyandadır. Ancak, iman edenlerle salih amel ve davranışlarda bulunanlar, bir de birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler öyle değildir."

Kasım 17, 2006

Kibir Ve Cimrilik

      Kibir ve cimrilik hepimiz biliyoruz zaten menfur şeylerdir. Bakınız bu husustaki şu vahyi dinleyiniz: Allah-u Teala Hz. Musa'ya şöyle vahyetmiştir.
     "Ey Musa, kullarım arasında en fazla kızdığım kimse kalbinde kibir, dilinde şiddet, elinde cimrilik ve huyunda yaramazlık olandır."

Kasım 10, 2006

Herşey Kader

      Bir gün bir sahabe Hz. Peygamberin huzuruna gelerek şu soruyu sordu:
      " Ey Allah'ın resulü! Tedavi için başvurduğumuz ilaçlar ve diğer korunma yöntemleri konusunda ne diyorsunuz? Bunlar Allah'ın kaderindan bir şey değiştirir mi, bunların faydası olur mu?"
      Peygamberimiz ona şu cevabı verdi: "Onlar da Allah'ın kaderindendir..."

:Kardeş Sitemiz:

Tıklayın


:Kardeş Sitemiz:

Tıklayın

Sitemizden memnun musunuz?
Evet
Hayır


Sonuçlar

Bağlantılarım

:Kardeş Sitemiz:

Tıklayın

Blogcu ile yapıldı

Hazırlayan by Mucahid23 © 2005-2007